Yaralanmalarda ilk yardım nasıl olmalıdır

KARIN YARALANMALARI

Künt travma veya keskin bir cisimle çarpma, vurma sonucu karın duvarı yaralanabilir. Künt karın travmalarında açık bir yara olmasa bile karaciğer ve dalak yırtılmasına bağlı büyük kanamalar olabilir. Bu nedenle iç belirtileri dikkatle izlenmelidir.

GÖĞÜSÜN EMİCİ YARALARI

Kesici, delici alet yaralanmalarında, kurşun yaralanmalarında ve künt travmalardaki kaburga kırıklarında, kırık uçların delip geçmesi ile göğüs duvarının emici yaraları oluşur. İçeride havanın birikmesi neticesi o taraf akciğer söner, solunuma iştirak edemez. İleri hallerinde mediasteni karşı tarafa iterek solunum ve dolanımı bozar ve hastanın ölümüne sebep olur.
Tedavi: Göğüs yaralanmalarında hastaya derin nefes aldırmak gerekir. Bu vaziyette iken yaranın üzeri geniş bir gazlı bezle veya tamponla kapatılarak üzeri sarılmalı ve bu suretle havanın göğüs içerisine girip çıkması önlenmelidir. Hasta süratle doktora yetiştirilmelidir.

DERİ ALTI AMFİZEMİ

Göğüs yaralanmalarında, akciğerin zedelenmesi ile göğüs boşluğuna dolan havanın deri altında birikmesine deri altı anfizemi denir. Başlangıçta sadece bölgesinde iken zamanla ilerler boyun, yüz ve göz etrafına kadar yayılır. Deri üzerinden basıldığı zaman havanın deri altından yer değiştirmesine bağlı olarak Krepitasyon denilen ve karda yürüyen adamın çıkardığı ayak sesine benzer bir ses duyulur.
Tedavi: Deri altı amfizeminin ilerlemesine mani olmak için elde steril enjektör iğnesi varsa olduğu gibi, yoksa suda 15-20 dakika kaynatıldıktan sonra deriye batırmak gerekir. Bu şekilde deri altında biriken hava iğne deliğinden dışarı çıkarılmış olur. Hasta süratle doktora götürülür.

EZİK YARA
Vücuda dışarıdan yapılan künt bir darbe veya iki kuvvet arasında sıkışma nedeniyle açık bir yara olmaksızın deri altı dokusunda ezilmeler meydana gelir. yaralanmasına bağlı olarak deri altında kan birikir ve morarma meydana gelir.
Tedavi: Eşit miktarda su ve alkol karışımına batırılmış bir bez yara üzerine konur, alkol yoksa yara olan bölgeye soğuk su ile ıslatılmış bir bez konur.

Genel Sağlık kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Tetanoz belirtileri ve tedavi yöntemleri

Clostridium tetani adı verilen özel bir mikroorganizmanın çıkardığı toksinlerle meydana gelir. Tabiatta toprakta, gübrede, tozlar içerisinde, evcil hayvanların tüylerinde yaygın olarak bulunur. Oksijenli ortamda yaşayamaz. Kesik ve yaralanmalarla deri mukozalardan dokulara geçerek vejetatif hale geçerek toksin yapmaya başlarlar. Toksinler kan yoluyla merkezi sinir sistemine giderek hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına sebep olurlar. Basit bir sıyrık ve temiz bir yarada tetanos basili vejetatif hale geçemez.
Kuluçka süresi yani vücuda girdikten sonra hastalık belirtilerinin meydana çıkması arasındaki süre ortalama olarak 3-8 gün kadardır. Doku harabiyeti fazla ve yabancı cisimlerle çok kirlenmiş yaralarda bu süre 24 saate kadar kısalabilir. Kültür seviyesi geri olan bölgelerde kendi kendine yapılan düşüklerde ve çocuk doğduktan sonra göbek kordonunun uygun olmayan şartlarda kesilip bağlanması da tetanos oluşmasına sebep olur.

Hastalık belirtileri:
Hastalık ilk önce iştahsızlık, uykusuzluk, huzursuzluk, sinirlilik, baş ağrısı gibi belirtilerle başlar. Daha sonra yüz ve çene kaslarında gerginlik ve kasılma başlayınca hastalığın ne olduğu anlaşılır. Çene kasları kasılır hasta ağzını açamaz, çiğneme güçleşir. Dudaklar gergin ve iki ucundan çekilmiş gibidir. Yüzde alaycı gülüş görünümü vardır. Hastalık ilerledikçe boyun, sırt, kol ve bacak kaslarında da kasılmalar başlar. Kasılmalar nöbetler halinde gelir. Kasılmalar bazen kısa süreli bazen de uzun süre devam eder. Işık, gürültü, dokunma gibi dış etkenler nöbetlerin gelmesini arttırır.
Kuluçka süresi ne kadar kısa olursa hastalık o kadar ağır seyreder ve kurtulma şansı yok gibidir. Ancak hastalığın kuluçka süresi 14 günden daha fazla ise hastalık hafif seyreder ve kurtulma şansı da yüksektir.

Tetanoz Tedavisi: Tetanos tedavisi hastane şartlarında yapılır. Öncelikle yara yeri temizlenerek kana toksin veren basillerin temizlenmesi ve yeniden çoğalmasını önlemek için yaranın oksijenli hale getirilmesi gerekir. Kaynak temizlendikten sonra kana yeniden toksin karışmaz ancak önceden karışmış olan toksinlerin etkisi devam eder. Hastanın ağrısını ve endişesini gidermek için yüksek doz ağrı giderici ve uyku verici ilaçlar kullanılır.

Genel Sağlık kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sık görülen kanamalar ve tedavileri

BURUN KANAMASI

Burun yapı itibariyle çıkıntılı bir organ olduğundan travmaya çok sık maruz kalır. Burun kanamaları çarpma veya vurma gibi darbeye bağlı olarak meydana gelir, ya da yüksek tansiyon, pıhtılaşma bozukluğu, lösemi gibi sistemik bir hastalığa bağlı olarak meydana gelebilir. Burun kanaması olan bir hasta açık bir pencere önünde hava cereyanına karşı olarak oturtulur. Baş hafifçe öne eğilir, burundan değil ağızdan nefes alması sağlanır. Başparmak ve işaret parmağı ile burun kemik ve kıkırdaklı kısmının birleştiği yerden sıkılır. Öylece birkaç dakika tutulur. Hastaya sümkürmemesi ve burnunu silmemesi söylenir. Buruna tıkaç sokulması hatalıdır.

YANAK KANAMASI

Yanak kanası ya ısırma, sert bir cismin yırtması, kesmesi veya dıştan bir travma ile olabilir. Kanayan kısım üzerine evvela dıştan bastırarak dişler ile elimiz arasında sıkıştırıp kanamanın durdurulmasına çalışılır. Ya da bir gaz tampon kanayan bölge üzerine koyarak başparmak tampon üzerine, diğer 4 parmak dıştan olmak üzere sıkıştırılır.

DİL KANAMASI

Farkında olmadan ısırmak sureti ile veya çeneye gelen bir darbe nedeni ile dil kanaması olabilir. Dil dışarı doğru çekildikten sonra bir gazlı bezle tutulup bastırmak suretiyle durdurulabilir.
Diş kökü kanaması ise ya diş çekiminden sonra ya da vurma, çarpma nedeniyle meydana gelen kırıklardan sonra olur. Bir parça pamuk yuvarlanarak uygun büyüklükte bir tampon haline getirilir, diş köküne yerleştirilir. Üzerine bir parça şişe mantarı veya benzeri sert bir madde konulup ısırtılmak sureti ile kanama durdurulur.

KULAK KANAMASI

Kulak kanaması kafa travmalarında kafa kaidesi kırıklarına bağlı olarak ya da sivri bir cisimle dış kulak yolunun temizlenmesi sırasında yaralanmaya bağlı olarak meydana gelir. Kanayan taraf aşağı gelecek şekilde baş eğilir, dış kulak yoluna bir tıkaç veya tampon koyulmaz, kulak kepçesi üzerine dıştan bir gazlı bez koyarak hafifçe sarılır.

Genel Sağlık kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Mide – Yemek Borusu ve Varisli Damar Kanamaları

AVUÇ İÇİ KANAMASI

Avuç içerisi damar yönünden oldukça zengindir. Bu bölgede meydana gelen yaralanmalarda fazla olabilir. Yara üzerinde yabancı madde yoksa veya kolayca temizlenecek türden ise, yara temizlendikten sonra yara üzerine yara kenarına taşacak şekilde gazlı tampon konur. Başparmak tamponun üzerine gelecek şekilde bükülür, diğer dört parmak başparmak üzerine bastıracak şekilde yumruk yapılır. Bu şekilde tutulabileceği gibi üzerinden bir sargı yapmak sureti ile de baskı devamlı hale getirilebilir.

MİDE ÜLSER KANAMASI

Daha önceden mide ülseri olan hastalarda herhangi bir sebebe bağlı olmaksızın kendiliğinden kanama olabilir. Az miktarda olan kanamalarda, kusma olmadan gaitanın renginde değişiklik olarak kendini gösterir. Gaita katran gibi siyah renkte çıkar. Eğer kanama fazla ise kahve telvesi şeklinde kusma olur.

Mide ülser kanamasında, kanama dursa bile mutlaka doktora gidilmelidir. Doktorun olmadığı köy,kamp veya yolculuk gibi durumlarda ağızdan yiyecek verilmemeli, ancak buz varsa buz, yoksa yudum yudum soğuk su verilmelidir. Soğuğun damar büzücü etkisi nedeniyle kanayan damar büzüşerek geçici bir süre de olsa kanama durdurulur. Bu durumda hasta teskin edilmeli telaşa kapılmadan ve mümkün olan süratle hastaneye götürülmelidir.

YEMEK BORUSU KANAMASI

Yemek borusunda meydana gelen genişlemelerine özofagus varisi adı verilir. Katı bir maddenin yutulması ile veya kendiliğinden yırtılıp kanayabilir. Hasta boğazından ılık bir şeylerin aktığını hatta kokusunu bile hissedebilir. Taze kan veya kahve telvesi şeklinde sindirilmiş kan kusabileceği gibi gaita siyah renkte de olabilir. Yapılacak ilk yardım aynı mide ülserinde olduğu gibidir.

VARİSLİ DAMARLARIN KANAMASI

Varis: Toplardamarların, uzayıp, genişlemeleri sonucu kıvrıntılı hale gelmeleridir. Bilhassa bacaklardaki damarlarda olur. Hamilelerde ve işi gereği fazla ayakta kalanlarda toplardamar kapakçıklarında yetmezlik meydana gelir, kan yeteri kadar kalbe dönemediği için damarlar genişler ve kan depocukları haline gelir. Varisli damarlarda meydana gelen yırtılma ve çatlamalarda şiddetli kanamalar olur, eğer durdurulamazsa hastanın hayatını tehdit edebilir.

Kanamayı kontrol altına almak için:

Hasta yatırılır ve kanayan bacak mümkün olduğu kadar yukarı kaldırılır.

Kanın kalbe dönüşünü engelleyen korse varsa çıkarılır veya genişletilir.

Kanayan kısım üzerine gaz tampon konulup sarılır veya kanayan bölgenin kalpten uzak bölgesine turnike veya sargıyapılır.

Genel Sağlık kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kuduz ve yapılması gerekenler

Vahşi ve başıboş köpekler zaman zaman ısırmak sureti ile yaralanmaya sebep olurlar. Isırılan yerde bir veya birkaç diş izi olabileceği gibi geniş doku kayıpları ile birlikte parçalı yaralar da olabilir. Isırılmak suretiyle meydana gelen yaranın genişliğine ve ısıran köpeğin hastalıklı olup olmadığına göre değişir. Özellikle ısıran köpeğin olması, hastalığın bulaşması bakımından hayati önem taşır. Isırma durumlarında şunları yapmak gerekir.

-          Yara bol sabunlu su ile yıkandıktan sonra alkolle temizlenir ve tendürdiyot ile silinir.
-          Eğer tentürdiyot yok ise bol sabunlu su ile temizlendikten sonra ile nitrik asit ile tek tek diş izleri koterize edilir.
-          Köpek öldürülmeden önce müşahade altına alınarak kuduz olup olmadığı anlaşılmalıdır. Köpek öldürülmüş ise beynini zedelemeden kuduz olup olmadığı anlaşılmaktadır.
-          Kuduz şüphesi durumlarında hemen doktora başvurulmalıdır.

KUDUZ

Merkezi sinir sistemini tutan ve özel bir virüs tarafından meydana gelen bulaşıcı bir hastalıktır. İhbarı mecburi hastalıklardandır. Kuduz kurt, çakal, tilki, sansar yabani hayvanlarla köpek, kedi, at, eşek koyun, keçi, sığır gibi evcil hayvanlardan bulaşır. Hastalık evcil hayvanlara kurt, çakal veya köpeğin ısırması ile geçer. Kuduz insanlara ya hastalıklı hayvanların salyalarının bulaşması ile ya da ısırılmak suretiyle geçer. Hastalıklı hayvanların salyalarında bol miktarda kuduz virüsü vardır. Bu virüsler normal deriden geçemezler ancak deride bir çatlak veya yara olduğu zaman hastalık meydana gelebilir. beyine ne kadar yakın olur ise hastalık o kadar çabuk, ne kadar uzak olursa hastalık o kadar geç ortaya çıkar. Hastalığın geç ortaya çıkması aşı yapmak suretiyle bağışıklık meydana getirmek ve dolayısıyla kurtulma şansını arttırır. Isırılmadan sonra hastalığın meydana gelme süresi ortalama 40 gündür. Bu süre 10 gün ila 3 ay arasında değişebilir.

Hastalık belirtileri ortaya çıktıktan sonra hastanın tedavisi mümkün değildir. Ölümle sonuçlanır.

Genel Sağlık kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kan dolaşımı ve damarlar

:

Toplardamarlar kanalı ile kalbin sağ kulakçığına gelen kan, sağ karıncığa geçer, oradan akciğerlere pompalanır. Akciğerlerde CO2 yi atar yerine O2 alarak tekrar kalbin sol kulakçığına döner. İşte kalbin sağ karıncığımdan akciğerlere, oradan tekrar kalbe dönme olayına küçük dolaşım denir. Görevi kanın oksijenlenmesini sağlamaktır.

:

Akciğerlerden oksijenlenmiş olarak kalbin sol kulakçığına dönen kan, oradan sol karıncığa geçer. Sol karıncıktan Aort ya da şah damarı adı verilen ana atar damar aracılığı ile bütün vücuda yayılır. Oksijeni kullanılarak yerine karbodioksit ve diğer metabolizma artıklarını alan kan toplardamarlar aracılığı ile tekrar kalbin sağ kulakçığına döner. İşte sol karıncıktan bütün vücuda dağılarak tekrar kalbe dönme olayına da büyük dolaşım denir.

DAMARLAR

Vücutta 3 çeşit damar vardır.

1- : Kalbin sol karıncığından dolaşıma verilen oksijenlenmiş kanı, vücuda dağıtan yani kalpten dokulara giden damar sistemidir. Kalbe en yakın noktada en geniş, kalpten en uzak noktada en küçüktür. Yani kalpten uzaklaştıkça dallara ayrılır ve çapı küçülür. Akım yönü kalpten çevre dokulara doğrudur.

2- : Vücuttaki dokularda birikmiş olan kanı kalbe taşıyan damar sistemidir. İçerisinde oksijeni az karbondioksiti bol olan kanı taşır. Çapı kalbe yaklaştıkça artar. Akım yönü çevre dokulardan kalbe doğrudur. Kanın geriye doğru akmasını veya birikmesini önlemek için, içerisinde kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar yetmez durumuna düştüğü zaman varisler medya gelir.

3- : Atardamar sistemi ile toplardamar arasında geçişi sağlayan çok küçük çaplardaki damar sistemidir. Bir taraftan arteriyel kan gelir, kılcal damar sistemi içerisinde dokulara dağılan kan toplardamar sistemine geçerek kalbe döner. Akım yönü arteriyel sistemden venöz sisteme doğrudur. Kılcal damar ağının yapısı atardamar ve toplardamarlardan farklıdır. Bu iki damar sistemi sadece kanın taşınması görevini yapmalarına karşılık, kılcal damarlar madde alış verişini, bulundukları dokuların beslenmesini, metabolizma sırasında meydana gelen artık ve zararlı maddelerin dokulardan uzaklaştırılmasını sağlarlar.

Genel Sağlık kategorisine gönderildi | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kanın görevleri ve kan grupları

1- Taşıma görevi: Sindirim sistemi ile alınan maddeleri enerji kaynağı ve yapı taşı olarak kullanılmak üzere hücrelere taşımak, hücrelerde metabolizma sonrası oluşan artık maddelerin boşaltım organlarına taşınması, ayrıca akciğerler vasıtası ile alınan oksijenin hücrelere taşınması ile metabolizma sonrası oluşan karbondioksitin akciğerlere taşınması işlemi kanın taşıma görevi ile gerçekleşir.

2- Isı dağıtımına hizmet etmek: Organizmada oluşan ısının başka organlara taşınarak ısınmalarını sağlamak ve vücut ısısını sabit tutmaya yöneliktir. Eğer kanın bu taşıma işlemi olmasaydı ısı oluştuğu organda birikir, o organı harap eder, ayrıca diğer organlarda ısı yetersizliğinden fonksiyonlarını yapamazlardı.

3- İç salgı bezlerinde oluşan formonları taşımak: Pankreas,hipofiz, troid, böbreküstü bezleri gibi iç salgı bezlerinde oluşan hormonları diğer organlara taşıyarak gerekli etkinin doğmasını sağlar.

4- Vücudun savunmasına hizmet etmek: Lokositlerin mikroorganizmaları fogosite etmeleri ve antikorların bağışıklık maddesi yaparak vücudun savunmasına aktif olarak katılırlar.

5- Homeostazis’e yardımcı olmak: Vücuttaki hücrelerin optimal görev yaptığı bir iç ortam vardır. Bu iç ortamdaki değişiklik hücrelerin görevlerini yapamamalarını ve organizmanın yaşamını kaybetmesine sebep olur. Bu Ph ve osmotik basıncın sabit tutulması ile gerçekleştirilir. İç ortamın sabit tutulmasına homeostazis denir. Homeostazisin sabit tutulması görevi de kanın oluşan hidrojen iyonlarını lüzumuna göre atması veya tutması ile gerçekleştirilir.

6- Pıhtılaşmanın sağlanması: Kan pıhtılaşması insan hayatı için oldukça önemli bir olaydır. Eğer pıhtılaşma mekanizması olmasaydı küçük bir yaralanmada durmayacağı için ölüm husule gelirdi. Kan ihtiva ettiği fibrinojen, trombosit gibi pıhtılaşmayı sağlayıcı maddeler ile kanamanın durmasını temin eder.

KAN GURUPLARI

Her insanın kan gurupları birbirinin aynı değildir. Kan gurupları A gurubu, B gurubu, AB gurubu ve 0 gurubu olarak ayrılır. Kan verme durumlarından mümkün olduğu kadar kendi gurubundan kan vermelidir. Kan uyuşmazlığı denilen olay da anne ve babanın kan gurubu uyuşmazlığının hem annenin hem de çocuğun sağlığı bakımından oldukça önemli sakıncaları vardır.

Genel Sağlık kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kanama ve kanama çeşitleri

Dış Kanamalar: Vücut yüzeyinde meydana gelen kanamalardır. Bıçak, jilet, cam gibi kesici aletlerle ya da şiş, inde gibi delici aletlerle ya da makine çarkı, pres, vahşi hayvan pençe ısırması gibi nedenlerle meydana gelen kanamalardır.

İç kanamalar: İç organlarda meydana gelen kanamalardır. Bu kanamalarda gözle görülebilen ve gözle görülemeyen kanamalar olmak üzere iki guruba ayrılırlar.

Gözle görülebilen : Meydana geldiği organdan, vücudun ağız, burun, anüs, vajen gibi tabii delikler vasıtası ile dışarı çıkan kanamalardır. Yutak, yemek borusu ve mide de olan kanalar kusma ile kendini gösterirler. Buna” hematemez” denir. Kan mideye gider, mide asidi ile karşılaşırsa kahve telvesi şeklindedir. Buradan olan kanamalar gaita ile dışarı atılabilir koyu siyah renktedir ki buna da “melena” denir. Kalın bağırsaklar, rektum ve anüsten olan kanamalar gaita ile çıkar, kırmızı renktedir ve rektal adı verilir.

Solunum yolları ve akciğerlerden olan kanamaya hemoptizi adı verilir. Öksürük ile ve balgamla karışık köpüklü olarak gelir. Kafa kırıklarında kulaktan ve ağızdan kanama olabilir. Böbrek ve idrar yollarından olan kanamaya hematüri denir ve idrarla dışarı atılır. Kadınlarda rahimden olan kanamalar vajen yolu ile dışarı atılır.

: Meydana geldikleri organlardan vücut dışına çıkma imkanı bulamayan, sistemik belirtilerle kendini gösteren kanamalardır. Bunlar kafa travmalarında, kafatası içerisinde olanlar, karaciğer, dalak, pankreas, over gibi karın boşluğu içerisinde olanlar, plevra boşluğu içerisinde olanlar, kırık veya künt travma nedeniyle doku aralığında biriken kanamalardır.

İç kanama belirtileri:

  • Tansiyon düşer
  • Nabız hızlanır, dolgunluğu azalır
  • Dudaklarda, yüzde solgunluk
  • Huzursuzluk
  • Baş dönmesi ve baygınlık
  • Susuzluk hissi
  • Hava açlığı yani hava alamama hissi

Şuur kaybı gibi belirtiler görülmektedir. Bu belirtiler şoka sebep olacak kadar büyük kanamaların hepsinde görülür. Ancak gözle görülebilir kanamalarda kan görüldüğü için teşhis kolaydır.

Genel Sağlık kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kanama sebepleri ve kanamanın durdurulması

sebeplerini iki guruba ayırabiliriz.

  • Dış etkenlere bağlı kanamalar
  • Kendiliğinden meydana gelen kanamalar

Dış etkenlere bağlı kanamalar, vücutta bulunan bir hastalığa bağlı olmaksızın, kesici veya delici aletlerle ya da vurma veya çarpma, ateşli silahlarla meydana gelen kanamalardır.

: Herhangi bir dış etken olmaksızın vücutta kendiliğinden olan kanamalardır. Örneğin: Yüksek tansiyona bağlı burun kanamaları, Tüberkiloz, mide ülser kanamaları bu tip kanamalardır.

KANAMALARIN DURDURULMASI

Kanama hem hastanın hayatını tehdit etmesi, hem de hastanın moralini bozarak telaşlandırması bakımından öncelikle durdurulması gerekir. Hasta mümkün olduğu kadar oturur veya yatar vaziyete getirilmelidir. Kanayan bölge kol, bacak gibi hareketli bir organda ise kalp seviyesinden yukarıya kaldırılmalı, yara yerinde pıhtı varsa kaldırılmalıdır.

 Kanamalar iki şekilde durdurulur:

Direkt tazyikle ve İndirekt tazyikle

Direkt tazyikle: Kanayan kısım üzerine gazlı bez, pamuk, temiz mendil gibi tamponla doğrudan parmağınızı koyarak tazyik etme işlemidir. Ya tampon maddesi üzerinden parmağınızı bastırarak ya da gazlı bez, kavrat, mendil, eşarp gibi bir araçla üzerinden sargı yapmak sureti ile devamlı hale getirirsiniz.

İndirekt : Eğer kanama direkt tazyikle durdurulamıyor ve direkt tazyik yapma imkanı olmuyor ise o bölgeye kan getiren damarın üzerine baskı yapmak sureti ile kanın gelmesine mani olma işlemidir. Bu tıpkı su kaçıran bir muslukta suyu durdurmak için vananın kapatılması gibidir. İndirekt yolla iki şekilde kanama durdurulur.

Tazyik noktalarına basmak

Turnike veya sargı tatbik etmek

Atardamarın vücutta belirli yerleri vardır. Parmak ucu ile bastırdığınız zaman buralardan nabız sayılabilir. İşte atardamarın yüzeyselleştiği noktalar üzerinden bastırarak atar damarın kemik ile parmağımız arasında sıkıştırılarak kanın geçmesine mani olunan nokta tazyik noktasıdır. Vücutta belirli 4 tane tazyik noktası vardır. Bunlar Boyun tazyik noktası, Köprücük altı tazyik noktası, Kol tazyik noktası, Uyluk tazyik noktasıdır.

Genel Sağlık kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kanama nedir – Damarlara göre kanama çeşitleri

: Damar içerisinde oluşan kanın her hangi bir nedenle damar yatağının dışına çıkmasına kanama denir. Miktarı, yerine ve yaralanmanın büyüklüğüne göre değişir. Birkaç damla kan kaybından sonra durabileceği gibi, hastanın hayatını tehdit edecek kadarda fazla olabilir. Yaraların en çok korkutan ve telaşlandıran olay kanamanın olmasıdır.

Beslenmesi vücut gelişmesi normal sağlıklı bir insan vücudunda beden ağırlığının yaklaşık 1/13’ü oranında kan vardır. Yavaş yavaş ve uzun süreli kan kayıplarında anemi ortaya çıkar. Soluk bir görünüm, halsizlik ve bitkinlik yapar. Kaybedilen kan vücuttaki kan depo eden organlar ve dokulardaki kanın dolaşıma verilmesi ile kapatılır ise sistemik bir bozukluk meydana gelmez. Buna kompanse kanama denir. Eğer bu kan karşılanmaz ise tansiyon düşer, soğuk terleme, huzursuzluk gibi şok belirtiler ortaya çıkar, buna da dekompanse kanama denir.

Kanamalar meydana geldiği damarın cinsine göre 3 guruba ayrılır.

1- Atar damar kanaması: Her hangi bir nedenle da meydana gelen bir defektten kanın dışarı çıkması ile olur. Parlak kırmızı renktedir. Kalbe yakın büyük damarlarda fışkırır tarzdadır. Küçük damarlarda ise kalbin ritmine uygun şekilde kesik kesik kanar.

2- Toplar damar kanaması: Toplardamardaki her hangi bir ile olan kanamadır. Rengi koyu kırmızıdır. Tazyiksiz ve sızıntı şeklindedir. Kanama olan yerin kalpten uzak tarafına bastırılınca kanama durur.

3- kanaması: Kılcal damarlardan olan kanamadır. Kanın vasfı kısmen arteriyel, kısmen venöz karakterdedir. Rengi venöz kana göre biraz daha parlak kırmızıdır. Sızıntı şeklinde olur, direkt tazyik ile durur. Geniş bir bölgeyi kapsamıyor ise kanama miktarı önemli değildir ve hayatı tehdit etmez.

Kanamalar damardan olabileceği gibi aynı anda hem atardamar kanaması hem de kanaması bir arada olabilir. Kanamalar da oluş şekillerine göre 2 guruba ayrılırlar.

Genel Sağlık kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın